25 Nisan 2017 Salı

Anne, Baba, Akraba Ve Komşu Hakkı

ANNE, BABA, AKRABA, KOMŞU VE MİSAFİR HAKKI

ANNE BABAYA İTAAT ETMEK

314. Ebû Abdurrahman Abdullah İbni Mes`ûd radıyallahu anh şöyle dedi:
Peygamber aleyhisselâm’a:
– Allah’ın en çok beğendiği amel hangisidir? diye sordum.
– “Vaktinde kılınan namazdır” diye cevap verdi. 
– Sonra hangi ibadet gelir? dedim.
– “Ana ve babaya iyilik ve itaat etmek” buyurdu.
– Daha sonra hangisi gelir? diye sordum.
– “Allah yolunda cihâd etmek” buyurdu.
[Buhârî, Mevâkît 5, Cihâd 1, Edeb 1, Tevhîd 48; Müslim, Îmân 137-139. Ayrıca bk. Tirmizî, Salât 14, Birr 2; Nesâî, Mevâkît 51]

315. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Hiçbir evlâd babasının hakkını ödeyemez. Şayet onu köle olarak bulur ve satın alıp âzâd ederse, babalık hakkını ödemiş olur.”
[Müslim, İtk 25. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 120; Tirmizî, Birr 8; İbni Mâce, Edeb 1]

318. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:
– Kendisine en iyi davranmam gereken kimdir? diye sordu.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Annen!” buyurdu.
Adam:
– Ondan sonra kimdir? diye sordu.
– “Annen!” buyurdu.
Adam tekrar:
– Ondan sonra kim gelir? diye sordu.
– “Annen!” dedi.
Adam tekrar:
– Sonra kim gelir? Diye sordu.
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Baban!” cevabını verdi.
[Buhârî, Edeb 2; Müslim, Birr 1. Ayrıca bk. İbni Mâce, Vesâyâ 4; Ebû Dâvûd, Edeb 120; Tirmizî, Birr 1]

Bir rivayete göre o adam:
– Ey Allah’ın Resûlü! Kendisine en iyi davranılması gereken kimdir? diye sordu. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Anan, sonra anan, daha sonra yine anan, sonra baban, sonra da sana en yakın olan akraban” buyurdu.
[Müslim, Birr 2]

327. Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
İslâmiyet’i kabul etmemiş olan annem Resûlullah zamanında yanıma gelmişti. Resûlullah’ın görüşünü almak için:
– Annem, beni özleyip gelmiş. Ona ikramda bulunabilir miyim? diye sordum. Peygamber aleyhisselâm:
– “Evet, annene iyi davran!” buyurdu.
[Buhârî, Hibe 29, Cizye 18, Edeb 8; Müslim, Zekât 50. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Zekât 34]

323. Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Bir adam Peygamber aleyhisselâm’ın yanına gelerek:
– “Hicret ve cihâd etmek üzere sana bîat ediyorum. Bunların sevabını Allah’tan dilerim.” dedi.
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Ana ve babandan hayatta olanlar var mı?” diye sordu.
Adam:
– Evet, her ikisi de hayatta, dedi.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Allah’tan sevap kazanmak istiyorsun değil mi?” diye sordu.
Adam:
– Evet, deyince:
– “Ana ve babanın yanına dön. Onlara iyi bak!” buyurdu.
[Buhârî, Cihâd 138, Edeb 3; Müslim, Birr 6]

Bu rivayet Sahîh-i Müslim’den alınmıştır. Buhârî ile Müslim’in bir başka rivayeti ise şöyledir:
Bir adam Resûlullah’ın yanına gelerek cihâd etmek üzere ondan izin istedi. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Anan, baban sağ mı?” diye sordu.
Adam:
– Evet, deyince:
– “Öyleyse onlara hizmet etmeye çalış!” buyurdu.
[Buhârî, Cihâd 138; Müslim, Birr 5. Ayrıca bk. Tirmizî, Cihâd 2; Nesâî, Cihâd 5]

319. Yine Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse perişan olsun, perişan olsun, perişan olsun” [Müslim, Birr 9, 10]

338. Ebû Bekre Nüfey İbni Hâris radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi?” diye üç defa sordu.
Biz de:
– Evet, yâ Resûlallah, dedik.
Resûl-i Ekrem:
– “Allah’a şirk koşmak, ana babaya itaatsizlik etmek” buyurduktan sonra, yaslandığı yerden doğrulup oturdu ve “İyi dinleyin, bir de yalan söylemek ve yalancı şâhitlik yapmak” buyurdu. Bu sözü durmadan tekrarladı. Daha fazla üzülmesini istemediğimiz için keşke sussa, diye arzu ettik.
[Buhârî, Şehâdât 10, Edeb 6, İsti’zân 35, İstitâbe 1; Müslim, Îmân 143. Ayrıca bk. Tirmizî, Şehâdât 3, Birr 4, Tefsîru sûre (4) 5]

339. Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:
“Büyük günahlar şunlardır: Allah’a ortak koşmak, ana babaya itaatsizlik etmek, haksız yere adam öldürmek ve yalan yere yemin etmek. ”
[Buhârî, Eymân ve’n-nüzûr 16, Diyât 2, İstitâbetü’l-mürteddîn 1. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (4) 6; Nesâî, Tahrîm 3, Kasâme 48]

340. Yine Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahü anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Bir kimsenin kendi ana babasına sövmesi büyük günahlardandır” buyurmuştu.
Ashâb-ı kirâm:
– Yâ Resûlallah! İnsan kendi ana babasına hiç söver mi? deyince:
– “Evet, tutar birinin babasına söver, o da onun babasına söver. Birinin anasına söver, o da onun anasına söver” buyurdu. [Müslim, Îmân 146. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 4]

Başka bir rivayete göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
– “İnsanın kendi ana babasına lânet etmesi en büyük günahlardandır” buyurmuştu.
Ashâb-ı kirâm:
– “Yâ Resûlallah! Bir kimse kendi ana babasına nasıl söver?” deyince:
– “Birinin babasına söver, o da onun babasına söver. Adamın anasına söver, o da onun anasına söver” buyurdu.
[Buhârî, Edeb 4. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 120]

342. Ebû Îsâ Mugîre İbni Şu’be radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ size ana babaya itaatsizlik etmeyi, verilmesi gerekeni vermeyip almaya hakkı olmayan şeyi istemeyi ve kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeyi haram kılmış; dedi kodu yapmayı, çok soru sormayı ve malı israf etmeyi de mekruh kılmıştır. ” [Buhârî, İstikrâz 19, Edeb 6, Zekât 53; Müslim, Akdıye 10-14]

335. İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi:
Çok sevdiğim bir kadınla evliydim. Babam Hz. Ömer o kadını beğenmiyordu. Bu sebeple bana:
– Onu boşa! dedi.
Ben de boşamak istemedim.
Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh Peygamber aleyhisselâm’a gelerek durumu anlatmış.
Peygamber aleyhisselâm da:
– “O kadını boşa!” diye emretti.
[Ebû Dâvûd, Edeb 120; Tirmizî, Talâk 13. Ayrıca bk. İbni Mâce, Talâk 36]

336. Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam ona gelerek:
– Benim bir karım var. Annem ise onu boşamamı emrediyor. Ne yapmalıyım? diye sordu.
Ebü’d Derdâ radıyallahu anh ona şu cevabı verdi:
– Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in:
“Anne ve baba, cennete en ortadaki kapıdan girmeye vesile olur” buyurduğunu işittim. Artık sen o kapıyı ister bırak, ister elinde tut.
[Tirmizî, Birr 3. Ayrıca bk. İbni Mâce, Talâk 36]

NOT: Tabi ki bu hadislere bakarak fetva verilemez. Boşanmayı diyen anne, babanın akli dengesinin yerinde olup olmamasına ve geçerli sebebi olup olmamasına bakılır.

337. Berâ’ İbni Âzib radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:
“Teyze anne sayılır. ”
[Tirmizî, Birr 6. Ayrıca bk. Buhârî, Sulh 6, Megâzî 43; Ebû Dâvûd, Talâk 35]

AKRABA VE MİSAFİRE İYİLİK ETMEK

316. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse akrabasına iyilik etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!”
[Buhârî, Edeb 85; Müslim, Îmân 74, 75. Ayrıca bk. Buhârî, Nikâh 80, Edeb 31, Rikak 23; Ebû Dâvûd, Edeb 123; Tirmizî, Kıyâmet 50; İbni Mâce, Edeb 4]

321. Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Rızkının çoğalmasını, ömrünün uzamasını isteyen kimse, akrabasını kollayıp gözetsin. ”
[Buhârî, Edeb 12, Büyû` 13; Müslim, Birr 20, 21. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Zekât 45]

334. Selmân İbni Âmir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu: “Biriniz orucunu açacağı zaman hurma ile açsın; çünkü hurma bereketlidir. Eğer hurma bulamazsa orucunu su ile açsın; çünkü su temizdir. ”
Peygamber aleyhisselâm sözüne devamla şöyle buyurdu:
“Yoksula verilen sadaka bir sadaka, akrabaya verilen sadaka ise iki sadaka yerine geçer: Biri sadaka sevabı, öteki de akrabayı koruyup gözetme sevabıdır. ”
[Tirmizî, Zekât 26. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Savm 21; Nesâî, Zekât 82; İbni Mâce, Sıyâm 25, 28]

320. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre bir adam:
– Yâ Resûlallah! Benim akrabam var. Ben kendilerini ziyaret ediyorum, onlar bana gelip gitmiyorlar. Ben onlara iyilik ediyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Ben onlara anlayışlı davranıyorum, onlarsa bana kaba davranıyorlar, dedi.
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
– “Eğer dediğin gibi isen, onlara sıcak kül yutturmuş oluyorsun. Sen böyle davrandıkça, Allah’ın yardımı seninledir. ” [Müslim, Birr 22]

341. Ebû Muhammed Cübeyr İbni Mut’ım radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Akrabasıyla ilgisini kesen kimse cennete giremez.” [Buhârî, Edeb 11; Müslim, Birr 18, 19. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Zekât 45; Tirmizî, Birr 10]

324. Yine Abdullah İbni Amr İbni Âs’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Akrabasının yaptığı iyiliğe aynıyla karşılık veren, onları koruyup gözetmiş sayılmaz. Akrabayı koruyup gözeten adam, kendisiyle ilgiyi kestikleri zaman bile, onlara iyilik etmeye devam edendir. ” [Buhârî, Edeb 15. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Zekât 45; Tirmizî, Birr 10]

325. Hz. Âişe’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Akrabalık bağı Arş-ı âlâ’ya tutunarak şöyle demiştir: Beni koruyup gözeteni, Allah koruyup gözetsin. Benimle ilgisini kesenden Allah rahmetini kessin. ” [Buhârî, Edeb 13; Müslim, Birr 17]

329. Ebû Süfyân Sahr İbni Harb radıyallahu anh’den -Herakliyus kıssasına dair uzun hadiste- rivayet edildiğine göre, Herakliyus Ebû Süfyân’a Peygamber aleyhisselâm’ı kastederek:
– O size ne emrediyor? diye sordu.
Ebû Süfyan der ki:
– Ben de onun bize, sadece Allah’a ibadet ediniz; ona hiçbir şeyi denk tutmayınız; dedelerinizin taptığı şeyleri bırakınız dediğini, bize namaz kılmayı, doğru ve iffetli olmayı, akrabayı görüp gözetmeyi emrettiğini söyledim.
[Buhârî, Bed’ü’l-vahy 6, Salât 1, Zekât 1, Cihâd 102, Şehâdât 28, Edeb 8, Tefsîru sûre (3) 4; Müslim, Cihâd 74]

330. Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Siz (bir para birimi olan) kîrâtın kullanıldığı bir yeri mutlaka fethedeceksiniz. ”

Diğer bir rivayete göre ise şöyle buyurdu:
“Siz kîrâtın kullanıldığı Mısır’ı fethedeceksiniz. Oranın halkına iyi davranmanızı tavsiye ediyorum; vasiyetimi tutunuz. Zira onlara bir ahid ve eman görevimiz, bir de akrabalık bağımız vardır. ”

Bir diğer rivayete göre şöyle buyurdu:
“Siz orayı fethettiğiniz zaman, halkına iyi davranın. Zira onlara bir ahid ve eman görevimiz, bir de akrabalık bağımız vardır” veya “ahid ve eman görevi ve hısımlık bağı vardır” buyurdu. [Müslim, Fezâilü’s-sahâbe, 226, 227]

331. Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:
“Yakın akrabalarını uyar!” [Şu`arâ sûresi (26), 214] âyeti nâzil olunca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kureyş kabilesini toplantıya çağırdı. Onlar da geldiler. Peygamber aleyhisselâm kimine genel, kimine de özel olarak şöyle hitâb etti:
“Ey Abdüşems oğulları! Ey Ka`b İbni Lüey oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!
Ey Abdümenâf oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!
Ey Hâşim oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!
Ey Abdülmuttalib oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!
Ey Fâtıma! Kendini cehennemden kurtar! Çünkü sizi Allah’ın azâbından kurtarmaya benim gücüm yetmez. Ama aramızdaki akrabalık bağı sebebiyle sizinle ilgimi kesmeyeceğim. ”
[Müslim, Îmân 348, 351. Ayrıca bk. Buhârî, Tefsîru sûre (26) 2; Tirmizî, Tefsîru sûre (27) 2; Nesâî, Vesâyâ 6]

332. Ebû Abdullah Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i gizli değil açıkca şöyle buyururken dinledim:
“(Akrabam olan) Falan oğulları ailesi benim dostlarım değildir. Benim dostlarım Allah Teâlâ ile iyi mü’minlerdir. Fakat ötekilerle aramızda akrabalık bağı bulunduğu için kendileriyle ilgimi kesmeyeceğim. ” [Buhârî, Edeb 14; Müslim, Îmân 366]

333. Ebû Eyyûb Hâlid İbni Zeyd el-Ensârî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre bir adam:
– Yâ Resûlallah! Beni Cennete götürüp cehennemden uzaklaştıracak davranışı haber ver, dedi.
Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:
– “Allah’a ibadet edip ona hiçbir şeyi denk tutmazsın. Namazı kılar, zekâtı verir ve akrabanı koruyup gözetirsin. ”
[Buhârî, Edeb 10; Müslim, Îmân 14. Ayrıca bk. Nesâî, Salât 10]

328. Abdullah İbni Mes`ûd radıyallahu anh’ın karısı Zeynep es-Sekafiyye radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Ey kadınlar! Zînet eşyânızdan bile olsa sadaka veriniz” buyurmuştu.
Zeynep sözüne devamla dedi ki: Bunun üzerine ben Abdullah İbni Mes`ûd’un yanına dönerek:
– Sen eli dar bir adamsın. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize sadaka vermemizi emretti. Ona git de bir soruver. Sadakamı sana vermekle bu emri yerine getiriyorsam ne âlâ. Şayet olmuyorsa başkasına vereyim, dedim. Abdullah:
– Kendin git sor, deyince ben de gittim. Hz. Peygamber’in kapısına varınca, ensârdan bir kadının orada beklediğini gördüm. Meğer onun derdi de benimkinin aynıymış. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna girmeye de pek çekinirdik.
İçeriden Bilâl çıkıverince ona:
– Hz. Peygamber’e git de, “Kapıda iki kadın bekliyor ve kocalarıyla kendi yetimlerine verecekleri sadakanın kabul olup olmadığını soruyorlar, de!. Ama bizim kim olduğumuzu söyleme!” dedik.
Bilâl hemen Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna gire-rek meseleyi anlattı.
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Kim onlar?” diye sordu.
Bilâl de:
– Ensârdan bir kadınla Zeynep, deyince, Resûlullah salllallahu aleyhi ve sellem:
– “Hangi Zeynep’miş o?” diye sordu. Bilâl:
– Abdullah’ın karısı, dedi.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
– “Onlar -böyle yapmakla- iki sevap birden kazanırlar. Biri yakınlarını himâye sevabı, diğeri de sadaka sevabı. ”
Buhârî, Zekât 48; Müslim, Zekât 45. Ayrıca bk. Buhârî, Zekât, 44; Nesâî, Zekât 82; İbni Mâce, Zekât 24

322. Yine Enes radıyallahu anh şöyle dedi: Medine’de ensâr arasında en fazla hurmalığı bulunan Ebû Talha idi. Ebû Talha’nın en sevdiği malı da Mescid-i Nebevî’nin karşısındaki Beyruhâ adlı hurma bahçesiydi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu bahçeye girer ve oradaki tatlı sudan içerdi.
Enes (sözüne devamla) dedi ki: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça, en iyiye eremezsiniz” âyet-i kerîmesi nâzil olunca, Ebû Talha Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına geldi ve:
– Yâ Resûlallah! Cenâb-ı Hak sana “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça, en iyiye eremezsiniz” âyetini gönderdi. En sevdiğim malım Beyruhâ adlı bahçedir. Onu Allah rızası için sadaka ediyorum. Allah’dan onun sevabını ve âhiret azığı olmasını dilerim. Beyruhâ’yı Allah’ın sana göstereceği şekilde kullan, dedi.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
– “Âferin sana! Kârlı mal dediğin işte budur! Seni duydum, Ebû Talha. Onu akrabalarına vermeni uygun görüyorum. ”
Ebû Talha:
– Öyle yapayım, Yâ Resûlallah, dedi ve bahçeyi akrabaları ve amcasının oğulları arasında taksim etti.
[Buhârî, Zekât 24, Vekâlet 14, Vesâyâ 10, 17, 26, Tefsîru sûre (3) 5, Eşribe 13; Müslim, Zekât 42, 43]

KOMŞU HAKKI
305. İbni Ömer ve Âişe radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cebrâil bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım.” [Buhârî, Edeb 28; Müslim, Birr 140-141. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 28; İbni Mâce, Edeb 4]

306. Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Ey Ebû Zer! Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy ve komşularını gözet!”
[Müslim, Birr 142. Ayrıca bk. İbni Mâce, Et`ıme 58; Tirmizî, Et`ıme 30]

Müslim’in Ebû Zer’den diğer bir rivayeti şöyledir:
Dostum Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle vasiyet etti: “Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy. Sonra da komşularını gözden geçir ve gerekli gördüklerine güzel bir şekilde sun!” [Müslim, Birr 143]

307. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm:
– “Vallâhi imân etmiş olmaz. Vallâhi imân etmiş olmaz. Vallâhi imân etmiş olmaz” buyurdu.
Sahâbîler:
– Kim imân etmiş olmaz, yâ Resûlallah? diye sordular.
– “Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse!” buyurdu. [Buhârî, Edeb 29; Müslim, Îmân 73. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 60]

Müslim’in bir rivayetine göre ise: “Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse cennete giremez” buyurdu. [Müslim, Îmân 73]

308. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Ey müslüman kadınlar! Komşu hanımlar birbiriyle hediyeleşmeyi küçümsemesin! Alıp verdikleri şey bir koyun paçası bile olsa!. . ” [Buhârî, Hibe 1, Edeb 30; Müslim, Zekât 90. Ayrıca bk. Tirmizî, Velâ’ 6]

309. Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hiçbiriniz duvarına ağaç çakmak isteyen komşusuna engel olmasın”
Ebû Hüreyre hadisi rivayet ettikten sonra oradakilere: Neden bu sünneti yerine getirmekten çekiniyorsunuz? Vallahi ben bu sünneti size benimsetene kadar uğraşacağım, dedi.
[Buhârî, Mezâlim 20, Eşribe 24; Müslim, Müsâkât 136. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Akdıye 31; Tirmizî, Ahkâm 18; İbni Mâce, Ahkâm 15]

310. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusunu rahatsız etmesin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!”
[Buhârî, Nikâh 80, Edeb 31, 85, Rikak 23; Müslim, Îmân 74, 75. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 123; Tirmizî, Kıyâmet 50; İbni Mâce, Edeb 4]

311. Ebû Şüreyh el-Huzâ`î radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:
“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!” [Müslim, Îmân 77]

312. Hz. Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi:
– Yâ Resûlallah! İki komşum var. Hangisine hediye vereyim? diye sordum.
– “Kapısı sana daha yakın olana ver” buyurdu. [Buhârî, Şüf`a 3, Hibe 16, Edeb 32]

313. Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ’ya göre arkadaşların hayırlısı, arkadaşına faydalı olandır. Yine Allah Teâlâ’ya göre komşuların hayırlısı, komşusuna faydalı olandır. ” [Tirmizî, Birr 28]

BABA DOSTLARINA İKRAM VE HÜRMET ETMEK
343. İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu: “En makbul iyilik, baba dostunu koruyup gözetmektir. ”
Abdullah İbni Dînâr’dan rivayet edildiğine göre, Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Bedevilerden biri Abdullah İbni Ömer’le Mekke yolunda karşılaştı. Abdullah İbni Ömer ona selâm verdi; kendi bindiği eşeğe onu bindirdi ve başındaki sarığı da ona verdi.
Abdullah İbni Dinâr sözüne devamla dedi ki: Biz İbni Ömer’e:
– Allah iyiliğini versin, bu adam bedevilerden biri. Onlar aza kanaat ederler, deyince bize şunları söyledi:
– Bu zâtın babası, (babam) Ömer İbni Hattâb’ın dostuydu. Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu duydum: “En makbul iyilik, baba dostunun ailesini koruyup gözetmektir. ”

Abdullah İbni Dînâr’ın Abdullah İbni Ömer’den bir başka rivayeti de şöyledir:
Bir defasında İbni Ömer Mekke’ye gitmek üzere yola çıktı. Deveye binmekten usandığı zaman üzerinde istirahat edeceği bir merkebiyle, başına sardığı bir de sarığı vardı. Birgün İbni Ömer eşeğin üzerinde dinlenirken bir bedeviye rastladı. Ona:
– Sen falan oğlu falan değil misin? diye sordu. Adam:
– Evet, deyince eşeği ona verdi ve:
– Buna bin, dedi. Sarığı da ona uzatarak, bunu da başına sar, dedi.
Arkadaşlarından biri İbni Ömer’e:
– Allah seni bağışlasın. Üzerinde dinlendiğin eşek ile başına sardığın sarığı şu bedeviye boşuna verdin, deyince İbni Ömer şunları söyledi:
– Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i “İyiliklerin en değerlisi, insanın babası öldükten sonra, baba dostunun ailesini kollayıp gözetmesidir” buyururken duydum. Bu adamın babası, (babam) Ömer radıyallahu anh’in dostuydu.
[Müslim, Birr 11-13. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 120; Tirmizî, Birr 5]
344. Ebû Üseyd Mâlik İbni Rebîa es-Sâidî radıyallahu anh şöyle dedi: Bir gün biz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzurunda otururken Selemeoğulları kabilesinden bir adam çıkageldi ve:
– Yâ Resûlallah! Anamla babam öldükten sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı? diye sordu.
Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu:
– “Evet, onlara dua eder günahlarının bağışlanmasını dilersin; vasiyetlerini yerine getirirsin; akrabasını koruyup gözetirsin; dostlarına da ikramda bulunursun. ”
[Ebû Dâvûd, Edeb 120. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 2]

345. Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Peygamber aleyhisselâm’ın hanımlarından hiçbirini Hatice’yi kıskandığım kadar kıskanmadım. Üstelik onu (Resûl-i Ekrem’in yanında) hiç görmedim. Fakat Resûl-i Ekrem onu sık sık anardı. Bir koyun kesip etini parçaladığında, çoğu zaman Hatice’nin dostlarına gönderirdi. Bazan (dayanamayıp) Resûl-i Ekrem’e:
– Sanki dünyada Hatice’den başka kadın kalmadı! derdim.
Resûl-i Ekrem:
– “O şöyle şöyleydi” diye özelliklerini sayar ve “Çocuklarım ondan oldu”, derdi.
Buhârî, Menâkıbü’l-ensâr 20; Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 74-76. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 70, Menâkıb 70

Bir rivayete göre Hz. Âişe: Resûl-i Ekrem koyun kesecek olursa, Hatice’nin arkadaşlarına yeteri kadar gönderirdi, dedi.
Buhârî, Menâkıbü’l-ensâr 20; Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 74

Başka bir rivayete göre ise Hz. Âişe şöyle dedi: Resûl-i Ekrem koyun kestiği zaman, “Ondan Hatice’nin arkadaşlarına da gönderin” derdi. Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 75

Başka bir rivayete göre Hz. Âişe şöyle dedi: Hatice’nin kızkardeşi Hâle Binti Huveylid birgün Resûlullah’ın huzuruna girmek için izin istemişti. Resûl-i Ekrem Hatice’nin sesini hatırladı ve: “Allahım, bu Huveylid kızı Hâle!” diye heyecanlandı. [Buhârî, Menâkıbü’l-ensâr 20; Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 78]

346. Enes İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:
Cerîr İbni Abdullah el-Becelî ile bir yolculuğa çıkmıştım. (Benden yaşlı olduğu hâlde) Cerîr bana hizmet ediyordu. Ona:
– Böyle yapma! deyince bana şunları söyledi:
– Ben ensarın Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e pek çok hizmet ettiğini gördüm ve kendi kendime “Şâyet ensardan biriyle arkadaşlık edersem ben de ona hizmet edeceğim” diye yemin etmiştim.
Buhârî, Cihâd 71; Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 181


İslam'da Temizlik, Abdest, Gusül, Teyemmüm

İSLAM’DA TUVALET ADABI
(Def-i Hacet Yapmanın Usûl ve Âdabı)

- Helaya (tuvalet, wc) girmeden önce «Eûzü billâhi mineş şeytânir racîm» denilir.
- Sol ayakla girilir. Otururken idrar tam çıksın diye sol tarafına meyilli oturulmalıdır.
-  Mecbur kalmadıkça helada konuşulmamalı, konuşulması mekruhtur.
-  Helada din ve dünya işleri düşünülmemeli.
- Avret yerine ve çıkan pisliklere bakmamalıdır (unutkanlık yapar), pisliğe tükürülmemelidir.
- İnsanların görebileceği bir yerde istibra yapılması da edebe aykırıdır.
- Bina içinde de olsa, def-i hacet sırasında kıbleye ön veya arkayı dönülmesi harama yakın mekruhtur, günahtır. Eğer tuvalet buna müsait değilse dönebildiğimiz kadar sağa yada yola dönmeliyiz tam kıbleye ön veya arka gelmemelidir.
- Kapalı olmayan yerlerde (açık alanda) güneşe, aya ve rüzgârın estiği tarafa dönerek ihtiyacını gidermek harama yakın mekruhtur, günahtır. Rüzgara doğru işenirse idrar elbisemize sıçrayabilir. Elbisede avucun iç kısmı kadar (metalik 1TL büyüklüğü kadar) idrar yıkanmadıysa kurusa bile namaza engeldir.
-Suya, gusül alınan yere, gölgeli bir yere, karınca ve benzeri böceklerin yuvalarına, yola, mezarlığa, ağaç altlarında def-i hacet (ihtiyacını gidermek) mekruhtur. İnsan ve hayvanların kullandığı yerler kirletilmemelidir.
- Özürsüz olarak ayakta işemekte mekruhtur. Kabir azabına en çok neden olan sebeptir. Çünkü ayakta işeyenin elbisesine idrar sıçrar. "İdrardan çok korununuz; çünkü kabrin bütün azabı ondandır." (Hadis-i Şerif) Eğer idrar elbisede avucun iç kısmı kadar olursa o elbiseyle kılınan namaz geçersizdir. Yıkanması ise en az 3 kez su ile ıslatılıp 3 kezde sıkılmalıdır. Ayrıca ayakta işemek sağlığa da zararlıdır.
- Heladan sağ ayakla çıkılır ve: «Elhamdü lillâhillezî ezhebe annil ezâ ve âfânî=Bendeki sıkıntıyı giderip bana rahatlık veren Allah'a hamdolsun» diye dua edilir.
- Sağ elle taharetlenmenin (avret bölgesini defi hacet sonrasında yıkamak) mekruh oluşu, bu elin şanını yüceltme isteğinden kaynaklanmaktadır. Çünkü insan sağ eliyle yer (içer). Sağ elin yemek esnasında taharette kullanıldığı hatıra gelip de tiksinti vermesin diye de bu el taharette kullanılmamalıdır.

İstinca: Kan, meni, sidik ve gaita gibi pisliklerin çıkmış oldukları yerleri temizlemek, su ile ve varsa tuvalet kâğıdı ile yapılmalıdır.
İstibra: Erkekler idrar yaptıktan sonra, sidik sızıntısının kesilmesini beklemeleri gerekir. Kadınlarda bir müddet beklemesi yeterlidir. Çünkü erkeklerin idrar yolu daha uzundur. İstibra usulü her insanın bünyesine göre değişiktir. Bekleyerek, biraz yürüyerek, ayakları hareket ettirerek ve öksürerek yapılır. Eğer ihtiyacı giderdikten sonra beklemeksizin, sızıntıyı bitirmeksizin abdest alınsa sonradan damla ile dahi yaşlık görülse abdest bozulur. Kıldığı namazda geçersizdir.
İstinka: İstinca'da temizliğe fazla dikkat edip idrar ve benzeri pislik eseri bırakmamaya "İstinka" denir. İstinca'dan sonra ayağa kalkmadan temiz bir bez parçası ile veya sol el ile kurulanmalıdır. Böylece temizlik için kullanılan suyun kalıntılarını gidermeye çalışmalıdır.

24 Nisan 2017 Pazartesi

Yatarken Okunacak Dualar

YATARKEN OKUNACAK DUALAR

"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yatağına yatacağı zaman, 3’er kere (her biri başında besmele çekerek) ihlas süresi ve muavvizeteyni (felak ve nas süreleri) okuyarak ellerine üfler, onları vücuduna sürerdi." (Buhârî, Daavât 12)

Yatarken Fatiha ve İhlası okuyan, ölüm hariç, her şerden emin olur. [Bezzar]

Yatarken Kâfirun suresini okuyan şirkten beri olur. [Tirmizi]

Yatağa girince 3 defa “Estağfirullah el azim ellezi lâ ilahe illâ hüvel hayyel kayyum ve etubü ileyh” okuyan kimsenin günahları, deniz köpüğü kadar pek çok olsa da, affolur. [Tirmizi]

Yatarken Mülk [Tebareke] suresini okumadan yatma! Çünkü ölürsen kabirde sana yoldaş olur. [Ey Oğul İlmihali]

Kur’anda bir sure vardır ki, otuz âyettir. Okuyana affedilinceye kadar şefaat edecektir. O “Tebarekellezi bi yedihil mülk” diye başlayan suredir. [İ. Ahmed]

Resulullah, Secde suresi ile Mülk suresini okumadan uyumazdı. [Tirmizi]

Her gece Amenerresulüyü okuyan, gecelerini ibadetle geçirmiş gibi sevaba kavuşur.
Gece yatarken Tebareke suresini okuyan, kabir azabından korunur, Kadir Gecesini ihya etmiş gibi sevaba kavuşur.

Her gece Yasin suresini okuyan, affedilmiş olarak sabahlar.
Her gece yatarken yüz defa, (Sübhânallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallahü vallâhü ekber) okuyan kimse, kendini hesaba çekerek günahlarını affettirmiş olur.

Yatarken yüz kere İhlâs okuyan Cennete girer. [Tirmizi] *okuduktan sonra kimseyle konuşmadan yatılmalı

Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst, lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîym. İnned dine indellahil İslam. Ene Ala zalike Mineş Şahidin

FAZİLETİ
Yatarken kim bu ayeti okursa, Allah (c.c.) ondan kıyamete kadar onun için mağfiret dileyecek olan 70.000 melek yaratır. Bu ayeti okuduktan sonra da: "Allah (c.c.)'ın şahitlik yaptığına şahitlik ederim" derse, Allah (c.c.) kıyamette şöyle buyurur "Katımda kuluma verilen sözüm vardır. Haydi onu cennete sokun" buyurur. (Her gece okunsa her gece aynı fazilet tekrar verilir) 

"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem uyumak istediği zaman sağ elini yanağının altına koyarak şöyle derdi:
'Allâhümme kınî azâbeke yevme teb'asü ibâdek.' (Allah'ım! Kullarını yeniden dirilttiğin gün beni azâbından koru!)" (Tirmizî, Daavât 18)

"Uykudan uyanırken de şöyle söylesin;
'Elhamdü lillahillezî ahyâna ba'dema emâtenâ ve ileyhin nuşûr.'
(Allah'a hamdederim ki beni uyuduktan sonra diriltti. Öldükten sonra da diriltecek.)" (Tirmizî, Daavât 28)

"Bir kimse yatağa girince sağ tarafına dönüp sağ elinin sağ yanağının altına koyarak, şu duâyı okusun;  “Allahümme bi’smike emûtü ve ahyâ”

ٱللّٰهُمَّ بِٱسْمِكَ اَمُوتُ وَاَحْيٰى

Manası: Ya Rabbi kendimi sana teslim ederek, senin isminle uyur ve uyanırım. (Buhârî, Daavât 7, 8, 16, Tevhîd 13)
Uyandıkları vakit ise de şöyle derlerdi: “Elhamdülillâhillezi ahyanâ ba’de emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr”.

ٱلْحَمْدُ ِللهِ ٱلَّذِى اَحْيَانَا بَعْدَ مَا اَمَاتَنَا وَاِلَيْهِ ٱلْبَعْثُ وَٱلنُّشُورُ
Manası: Bizi uyuduktan sonra uyandıran ve kendisine döneceğimiz Allah Tealaya hamd olsun. (Şemâl-i Şerif/281) (Buhari, Daavât; Buhari, Vudû‘ 75; Müslim, Zikir 56-58; Ebu Davud, Edeb 98)

"Yatağına yatmak istediğin zaman namaz abdesti gibi abdest al. Sonra sağ yanına yat ve: (aşağıdaki duayı oku) Eğer ölürsen iman üzere ölürsün. Bu dua senin o geceki son sözlerin olsun." (Buhârî, Vudû 75, Daavât 6; Müslim, Zikir 56)
Arapça Okunuşu:“Allahümme eslemtü nefsi ileyke. Ve veccehtü vechî ileyke. Ve fevvadtü emri ileyke. Ve elce’tü zahri ileyke, rağbeten ve rehbeten ileyke. La melce’e, vela mencee minke illâ ileyke. Âmentü bi-kitabikellezî enzelte, ve binebiyyikellezî erselte.”
Türkçe Manası:“Allah’ım, nefsimi sana teslim ettim, yüzümü sana çevirdim. İşimi sana havale ettim. Sırtımı sana hem korkarak, hem de ümid ederek dayadım. Zaten senden başka sığınacak, sende başka dayanacak melce’ ve mence’de yoktur. Kurtarış ve himaye ancak sendendir, sana mahsustur. Allah’ım indirdiğin kitabına, gönderdiğin Peygamberine iman ettim. Bu hal ve iman ile uykuya yatıyorum”.

Peygamber Efendimiz yatağa girmeden okunacak dua konusunda bir hadis i şerifinde şöyle buyurmuştur: “Yatağına girdiğin zaman şöyle de: (Dua aşağıda) Böyle söylersen hiçbir şey sana zarar veremez ve zarar verilmemeye layık olursun.” (Ebû Dâvud, Tıbb, 19; Tirmizî, Deavât, 90)

Arapça Okunuşu:“Eûzü bikelimâtilllâhit tammeti min ğadabihi ve ıkâbihi ve şerri ıbâdihi ve min hemezâtiş şeyâtîni ve en yahdurûni”
Türkçe Manası:“Allah’ın her biri noksansız ve tam bulunan kelimelerine Onun gadabından, ikabından, kullarının şerrinden, şeytanların hücumlarından ve benim yanıma gelmelerinden (Allah’a) sığınırım.”

UYKUDAN UYANINCA OKUNACAK DUA
Uykudan uyanınca, Allahümmağfirlî diyenin duası kabul olur.) [İ. Ebi-d-dünya]

(Gece uyanınca, “Lâ ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” diyenin günahı deniz köpüğü kadar olsa da Allahü Teâlâ onun günahlarını bağışlar.) [İbni Sünni]

(Gece uyanınca, şu duayı okuyan, her isteğine kavuşur: Lâ ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Sübhanallahi velhamdülillahi ve lâ ilahe illallahü vallahü ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah-il aliyyil azîm.) [İslam Ahlakı]

(Gaflete düşmesi için, şeytan, uyuyana üç düğüm bağlar. Uyanınca Allah’ı zikrederse, düğümün biri çözülür. Abdest alırsa, ikinci düğüm çözülür. Namaz kılarsa, bütün düğümler çözülür.) [Buhari]

KORKULU BİR RÜYA GÖRÜNCE YAPILACAK DUÂ

Korkulu bir rüya gören kimse, rüyanın çıkmaması için "Hüvellâhüllezî..." âyetinden başlayıp Haşir sûresi'nin sonuna kadar okur ve bir Fâtiha, onbir ihlâs-ı şerîf okuyup Peygamberimizin ruhuna hediye ederek,

"Ya Rabbi, eğer gördüğüm şu rüya hayır ise hayrında dâim, şerse hayra tebdil eyle. Hayır ise bize, şerse düşmanlarımıza olsun" diye duâ eder.


Hayırlı bir rüyanın da çabuk çıkması için, yine 1 Fâtiha, 11 İhlâs-ı şerîf okunup, Resûlüllah Efendimize hediye edilmelidir.